Web Tasarım Ankara

Bir Fizik Dehası: ISAAC NEWTON

Isaac Newton İngiltere’de sıradan bir çiftçi ai¬lesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğmadan üç ay önce babası ölmüş olan Newton, doğduğunda çok zayıf bir çocuktu ve yaşaması beklenmiyordu. Annesi ikinci evliliğini yaptığında henüz 3 yaşında olan Newton, evde daha fazla istenmediğinden dolayı 4 yıl kadar anneannesi tarafından büyütüldü. Ancak annesi tarafından istenmemenin verdiği travma onun kişiliğini derinden etkiledi. Newton tüm hayatını çalışmalarına verdi, hiç bir hobi edinmedi, evlenmedi, her zaman yalnızlığı tercih etti ve annesini asla affetmedi. Çocukluğunda Isaac’ı tanıyanların çok azı onun müstesna bir zekaya sahip olduğunu tahmin edebilirdi. Okulda aldığı dereceler hiçbir zaman ortalamanın üstüne çıkmadı, öğretmenleri dikkatsizli¬ği ve hülyalı halinden hep şikayet ettiler. Köylüler onun saatlerce okuma ve ilgilendiği şeyleri kaydetme alışkanlıklarına sadece garip şeyler olarak bakarlardı. Fakat Newton’un dehasını ima eden ilk ipucu, çocukluğundaki icat yeteneğiydi. Çocukluk döneminde akranlarının kendisine karşı zorbaca tutumu çelimsiz ve çekingen bir kişilik yapısına sahip olan Newton’un daha da kabuğuna çekilmesine neden oldu. Newton’un ileri yaşlarda belirginlik kazanan çekingen, geçimsiz ve kuşkulu kişiliğinin, geçirdiği bu acı deneyimin izlerini yansıttığı söylenebilir. Neyse ki Isaac’ın amcası yeğeninin sık sık okumak için çiftlik işlerinden kaçtığını fark etti ve bu oğlanın başka alanlarda ye¬tenekli olduğunu anladı. Amcasının ısrarıyla Newton’un annesi oğ¬lunun İngiltere’nin büyük üniversitelerinden biri olan Cambridge’e kaydolmasına izin verdi. Cambridge’de Newton hayatında ilk defa olarak kendisinden önceki matematikçilerin düşünceleriyle karşılaştığı Öklid’in Elementler’i zayıf matematik temeli olmasına rağmen onu büyüledi. Devamında Dekart’ın Geometri’sini okudu. Newton artık zamanının çoğunu bilim ve matematiğe ayırıyordu.

Ancak 1665 yılında İngiltere’de yaşanan veba salgını nedeniyle Cambridge Üniversitesi eğitime ara verince, Newton Woolsthorpe’daki çiftliklerine geri dönmek zorunda kaldı Newton. Burada, doğanın içinde geçirdiği iki yıl onun en verimli çalışma zamanı oldu. 1664 yılından 1666 yılına kadarki periyod içinde kafasında evrensel yerçekimi kavramını oluşturdu. Diferansiyel ve integral almanın temellerini attı. Karanlık bir odada güneş ışığını bir prizmaya tutarak renklere ayrılışını gözlemledi, beyaz ışığın tek başına bir birim olmadığını keşfetti. Einstein, “Bilim adamı umduğu başarıya otuz yaşından önce ulaşamamışsa, daha sonra bir şey beklemesin!” demişti. Newton yirmibeş yaşına geldiğinde en büyük kuramlarını oluş¬turmuştu bile. Çalışmalarının hepsi bir deha ürünüydü. Fakat Newton bu başarısını asla tek başına üstlenmedi. Onun başarısının ardında, Dekart, Kepler ve Galileo’nun daha önceki çalışmaları vardı. Bir keresinde, alçak gö¬nüllülükle “Eğer ben diğerlerinden biraz daha ilerisini gördüysem, bunun nedeni benim bu devlerin omuzları üzerinde durmamdır” de¬mesi manidardır…1669 yılında Cambridge Üniversitesi tekrar açıldı ve Newton geri döndü. İki yıl sonra Lucasian Matematik Profesörü ünvanını kazandı. Kökeni 1209 yıllarına dayanan Cambridge üniversitesinde Newton bu ünvanı kazanan 2. kişi oldu. Dersleri öğrenciler arasında fazla rağbet görmese de 30 yıl kadar bu üniversite de hocalık yaptı.

Bilindik bilimsel çalışmalarının yanı sıra Newton simyaya da ilgi duymaktaydı. Uzun bir süre dokunduğu her nesneyi altına dönüştüreceğine inanılan felsefe taşını bulmak için araştırmalar yapmıştı. Ayrıca İncil’in evrenin varoluşuna dair gizli mesajlar içerdiğini düşünüyordu ve bunu çözmek içinde çalışmaları vardı. Newton 1687 yılında, 2 yıllık bir zaman süresinde Latince olarak kaleme aldığı ve geometri de kullandığımız aksiyomatik yapıda hazırladığı “Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri (The Principia)” adlı 3 ciltlik bir kitap yayınladı. Kitabın bu şekilde hazırlanmasındaki temel neden tartışmalardan kaçınmak içindi muhtemel. Newton Principia’ya başladıktan sonra, bitirinceye kadar başka  çok az şey düşündü. Onun bu konu üzerinde yoğunlaşması inanıl¬maz gibi görünüyordu; yemek öğünlerini aksatarak ve çok az uyuyarak günde 18 saat yazdığı söylenir. Kitabın ilk cildi nesnelerin devinimine ayrılmıştı. Eylem¬sizlik ilkesi ve serbest düşme yasasıyla temelini Galileo’nun attığı bu konuyu Newton kapsamlı bir kuram çerçevesinde işlemekteydi. Galileo’nun deneylerine yönelik övgüler ve Kepler Kanunlarının matematiksel ispatları yer almaktaydı bu ciltte. İkinci ciltte ise akışkanlar teorisinin temelleri atılmıştı. Üçüncü ciltte ise evrendeki yer çekimi yasasının işleyişini göstermiştir. Newton, altı bilinen gezegen ve uydularının hareketini bu yasa ile göstermiştir. Ancak, Ay’ın hareketini hiçbir zaman tam anlamıyla açıklayamamıştır.

Her ne kadar tartışmadan kaçınmak istese de Newton hayatı boyunca birçok tartışmanın merkezinde buldu kendisini. Kitaba konu olan düşüncelerini kaleme almaktaki çekincesi de birazda bu tartışmalardan dolayı kırılan özgüveni idi. Robert Hooke evrensel çekim yasasında kendisinin de payı olduğu savındaydı. Leibniz kalkülüsü ilk kendisinin bulduğunu iddia ediyordu. Anlayacağınız işi çok da kolay değildi o sıralarda…Newton eşsiz yapıtıyla bilim dünyasını adeta büyüledi, hatta çevresindekiler onu ilah yerine koymaya başladılar. 1696 yılında kendisine Kraliyet Darphanesi Müdürlüğü teklif edildi, Newton kabul ederek Londra’ya yerleşti. Bu işini çok ciddiye aldı ve sahte paraların basılmasını engellemeye yönelik ciddi çalışmalar başlattı. 1703 yılında ise üyesi olduğu Royal Society’nin (Birleşik Krallık’ın Bilimler Akademisi) başkanlığına getirildi ve ölümüne kadar bu göreve devam etti. 1705 yılında ise Kraliçe Anne tarafından şövalye ilan edildi. Isaac Newton, şövalye ünvanını alan ikinci bilim adamıdır. İlki ise Francis Bacon’dır. Uzun, dopdolu bir yaşamdan sonra Newton seksenbeş yaşında Londra’da öldü ve Westminster katedraline gömüldü. Onun deha¬sı matematik bilimini 1 7. yüzyılın en vahşi hayallerinin ötesine gö¬türmüştür. Rakibi Leibniz onun layık olduğu övgüyü “Dünyanın başlangıcından Newton’un yaşadığı zamana kadarki matematik ele alınırsa, Newton yarıdan çoğunu başarmıştır” diyerek yapmıştır. Newton’un yaşadığı yüzyılda geliştirdiği teknikler günümüzde de kullandığımız matematik teknikleri oldu. Şu an olduğu gibi zamanınında da kendisinden bir dahi olarak bahsedilmekteydi ancak Newton buna hep itiraz etti ve başarısının sırrının aklı değil daha çok çalışması ama çok çalışması sonucunda olduğunu çevresine anlatıp durdu.

 

 
Proje Yürütücüsü
Dr. Öğr. Üyesi Erdinç ÖCAL
1-15 Temmuz 2019 Muş
218B059 Kodlu Projemiz TÜBİTAK Tarafından Desteklenmektedir.